Posts Tagged ‘kahraman tazeoglu siirleri dinle’

Kahraman Tazeoğlu Zafer gideninse aşk kaybedenindir

Aşka eşkıya indi,

Kendimi firakın dağlarına vurdum.

Aklanmayan bir siyahın türküsü anlatır beni,

Ferman seninse yalnızlık benimdir.

Issız bir coğrafyada solarken maviliğim

Yüreğimi kesen bozkır ayazı, gözlerini üşüyor…

Her aşkın hükmünde darağacına asılıyor,

Kurduğum bütün hayaller…

Adının yangınında titriyor, suskunluğum…

Yükü ağır bir sessizliğin kuşatmasına vuruyor gölgeler.

Ben susayım

Ama sen dinleme!

Çünkü bitmiyor, bu düşperest gölge oyunları

Hep solumdan yazıyor yazıcılar, vebalimin günahkâr çığlığını…

Yıldızların ucundan sarkarken hüzünler,

Bileti yokluğuna kesilmiş bir yolculuğa düşüyor kalbim…

Uykusuzluğun bağrında büyüyen kahrım

Cam kırığı bir iç yolculuğun göğsünde kanıyor.

Göğün perçemine tutunan eşkıya yüreğim

Son bir gülümsemeyle bakıyor aşka, çöllere düşmek için.

Kalbimin girdabında, varoşlar

Arabesk bir hüznün tınısında

Kendi çaresizliğinden kanatsız yarınlar doğururken

Ateşe veriyorlar, dudağımda son tebessümü kalmış en güzel yıllarımı…

Yalnızlığın koynunda kimsesizliğim, geceye hüzün satıyor.

Islak bir firara meylediyor bakışlarım, susuyorum…

Çok geçmiş bir dünün en boş an’ıydı, sanırım.

Şairane bir üslupla kanatmıştım, yarınlara adanmış öyküleri.

Bu yüzden hiç olmadı bugünü, ömrümün, şimdisi yok…

Zaman çıkmazında perdesi indi bu oyunun

Hiç alkışlanmayan bir sonun başlangıcında, zamansızım…

Figüranlığım seyircisiz…

Yine de en iyi yalnızlık ödülünü

Giderken bıraktığın ayak izlerinden alıyorum…

Paranoyak bir ilhamın peşine düşüyor kimsesizliğim

Harfleri tutuşturulmuş kelimelerle süzülüyor geceye, şiirler…

Ulan düşleri bile pahalı bu kentin!

Hep yürek üstü düşüyorum aşka…

Öznesiz bir bitişin üstüne devriliyor sancılarım

Ve yaralarıma tuz basıyor, hatırımdaki hatıralara değince adın…

Aşk diyorum sonra

Ömrümün en büyük imla hatası!

Yoksunluğunda deliren düşlerim

Ömrün infazına cellât bileniyor.

Gülüşlerime kefen diken gidişin

Can ortasından vuruyor kimliksiz benliğimi…

Sevdası şah damarından kesilen Kays

Çöl kuraklığı bir yalnızlığın kanamalı hıçkırığıyla

Gözbebeklerimde ölürken Mecnunlaşıyor, her gece…

Düşlerden en güzel düşüşleri beğeniyor kendine Leyla, utancından…

Ama hiçbir intihar yetmiyor soluğumun sonuna,

Baygın bir titremeyle sarsılıyor takatim.

Gözlerimdeki karanlık hüzzam, efkâr direniyor…

Anla işte;

Bilekleri kesilmiş bir hayatın sonunda değil

Öle öle yaşadığım nefeste başlıyor aşk

Ve sürgün bir intihar kokuyor…

Şahit ol ey acı! Severken ölmeyi en iyi ben biliyorum…

Adımı ayrılığın başlığına kazıdığımdan beri

Büyük harflerle acıyor solumdaki yara…

Ağlayamadığım bütün sözcükler içimde kaldı.

Şimdi suskunluğumdan sızıyor efkârımın yürek işgali.

Hiçbir veda, insaf etmiyor sızlanmalarıma

Yüreğimi bıraktığım düşlerden taşıyor ahım…

Sendeki muzaffer gidiş,

Kırık bir aşk bıraktı bahtıma…

Ve ben sana,

Son bir gayretle tırmandığım firak dağlarının zirvesinden

Öle öle aldığım son nefesle sesleniyorum:

“Zafer gideninse, aşk kaybedenindir”

Şiir Arif Onur Solak
Yorum Kahraman Tazeoğlu

Kahraman Tazeoğlu Arsız Sevda

Kıyamette buluşalım demişti benden giderken..
Ben secdesindeyim Aşk’ın..
Hadi !
Sen de kıyam et de buluşalım sevgili !!

Her geçen saniye bir nefes daha azalıyorum hayattan.
Alacaklıyım zamandan..
Verecekliyim toprağa..
Gidecek yerim yok bu köhne dünyada.
Söyleyecek son bir sözüm..
Durmaz ! Akacak kanım şarap misali kadehine..
Adın düşecek günah defterime.
Kan ter içinde kalacak bedenim.
Bu gece kapanacak tüm Aşk’lara gönül mahsenim..

Arabesk bir masal anlatacağım gök kubbenin haylaz yıldızlarına.
Takvimden bir yaprak daha düşeceğim.
En fazla bir ömür bekleyeceğim seni…
Ve gittiğin kadar özleyeceğim.
Belki birkaç şiir daha eskiteceğim gülüşün hatrına..
Yatırıp bedenimi bir beyaz sayfaya,
İki dudağın arasında say edeceğim..
Sen istersen hiç olmadım say beni !
Bırak !
Zayi olsun seni sevmelerim.

Biraz yangın sürsem gözlerinin elasına,
Erir mi o buz kesiği donuk bakışların ?
Bir tutam düş serpiştirsem o ipek saçlarına,
Yine de yağmur kokar mı o cehennem tenin ?
Oysa ki bir şehir dolusu huzur bulmuştum gözlerinin saklı sokak aralarında..
Ben ki Aşk’ın yasak bahçelerinde dolaşan arsız bir çocuktum.
Şimdi ise y’arsız gecelerin düş bekçisiyim..
Gecelerden isyan damıttım suskun yanlarıma.
Hadi ! Göğsümün çoğrafyasına yasla saçlarını..
Şaçaklansın zamansızlığımda cinnet dakikalarım..
Dudaklarının kapı aralığından al beni kalbine giden cennet kervanına.
Kirpiklerinin mürekkebiyle yazılsın ölüm fermanım…
Yorgunum !
Uzun lafın sonuna varacak kadar kalmadı dermanım.
Yoksun’um !
Bi’çareyim kaderden yana..
Kana kana içtim gözlerinin deryasından..
Yanağımda yanklılandı bir vedanın son nakaratı..
Nüksetti sevdam..
Kanadı yaram.
Sus artık gözü ela’m !
Biraz da Aşk konuşsun …

Biliyorum !
Zamanı geldi sakladığım saman sarısı iki tel şaçınla kendimi asmanın..
Sesimi sesine dayayıp haykırmanın..
Çatlatıyor tenimi fay hatlarım..
Hüzün yüklü şarkılar geçiyor dilimden..
Sesime dokunuyor dokunaklı bi çığlık.
Kalem cellatlığında doğruyorum cümlelerimi..
Liğme liğme artık keli(ğ)melerim..
Çelmeler takıyorum çolak sevda kahramanlarına..
Kahrımın kahyası mısın sevgili !
Dokunma AHH’larıma !

Lafın gelişi sevmedim seni..
Geçerken de uğramadım gözlerine.
Yedi düvel duysun istemedim.
Serpiştirdim seni düşlerime,
Geçmişime kök sal diye !
Yol al diye söylemedim sana bu sevda şiirlerini..

Görüyorum !İhanet kol geziyor yamacında..
Amacım gözyaşlarımı buharlaştırmaksa gözlerinin çöl kuraklığında,
Hiç durma !
Hadi !
Öp beni gözlerimin deryasından.
Vur beni en haylaz çocuk yanımdan.
Çünkü,
Ancak uslanır bu ARSIZ SEVDA….

Şiir Ferhat Can
Yorum Kahraman Tazeoğlu

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.